Gökkuşağı
4 Ağustos 2012 Cumartesi
2 Ağustos 2012 Perşembe
Her ne kadar biz gençlere milyonlarca öğüt verilse de bizler
birçok şeyi (hatta her şeyi) yaşayarak öğreniyoruz. Çünkü yaşayarak öğrenmeyi
seviyoruz.
Cesur olmayı, bir köşeye sinip de kaçırdığımız fırsatlardan
öğreniyoruz. Doğru cevabı biliyoruz fakat korkuyoruz parmak kaldırmaya emin
olamıyoruz ve bir arkadaşınız parmak kaldırıp doğru cevabı verdiğinde 'tüh al
işte gerizekalı' diyerek öğreniyoruz sonraki seferde parmak kaldırmamız
gerektiğini ya da o çok sevdiğiniz ama bir türlü açılamadığınız kız/erkek başkasına
size bakarak gülmesini istediğiniz şekilde gülümseyince en azından şansınızı
niye denemediğinizi düşünüyorsunuz ve o zaman kendinize gerizekalıdan fazlasını
yakıştırabiliyorsunuz.
Sonra gün geliyor, mutluluğun bu dünyada en güzel şey olduğunu
anlıyorsunuz. Mutlu olmanın da sadece ve sadece mutlu etmekten geldiğinin
farkına varıyorsunuz. Bir süre mutlu olursanız herkes mutlu olur sanıyorsunuz.
Bağırıyorsunuz. Kavga ediyorsunuz. Hatalar yapıyorsunuz. Sonra
anlıyorsunuz ki ancak mutlu etmeye çabalarsanız siz de dahil herkes mutlu
oluyorsunuz.
Karşındaki yapmıyor diye içindekileri duyguları saklamanın ne
kadar da saçma olduğunu anlıyorsunuz. Siz seviyorsunuz ve bunu ifade
edebiliyorsunuz. Öyleyse niye duruyorsunuz. Belki de ben yaparsam o da
yapabilir diyorsunuz. İşte o zaman doğru yolu buluyorsunuz.
Eğer birisini seviyorsanız affetmeyi öğrenmek gerektiğini
öğreniyorsunuz. Çünkü hata yapmak insanlara mahsus ve sevdiğiniz kişilerde hata yapabilir. Ya affedeceksiniz ya da eğer mümkünse sevginizden vazgeçeceksiniz.
Kimseye ama kimseye fazla güvenmemeyi öğreniyorsunuz. Bunu size milyonlarca kez zarar görebileceğiniz söylendiği halde kazık yemeden malesef anlayamıyorsunuz.
Sinirlenince kötü sözler söylemenin iyi sonuçlar doğurmadığını öğreniyorsunuz. Kötü sözler anlık bir rahatlamadan başka hiç bir şey vermiyor. Siz bu her seferinde sinirlendiğinizde o sözleri söylediğinizde hissediyorsunuz.
Bana kalırsa hayatta yaşayıp öğrendiğimiz en kötü şey (herkesin başına gelmeyebilir) hayattaki mutluluğumuzu, rahatımızı, sıkıntılarımızı başkalarına bağlamak veya yüklemek... Hayatta mutlu olabilmek için kimseye ihtiyacımız yok. Ayrıca kimsenin de bize ihtiyacı yok. Sevdiklerimizi bizleri, bizim istediğimiz gibi sevmeye zorlamaktan vazgeçmeliyiz. Onların sevgisini olduğu gibi kabul etmeliyiz. Gerçekten ailemizi, arkadaşlarımızı ya da sevgilimizi seviyorsak bunu yapmalıyız, yapabiliriz. Mutsuzluklarınızı da kimseye yüklemeyin. Onların sebebi bizleriz. Kimseyi suçlamayarak yaşarsak kötülükleri, mutsuz zamanlarımızı daha kolay unuturuz. Yoksa hep suçlayacak bir kişi olur ve siz suçlamaktan hiç vazgeçmezsiniz.
Herkes bu hayatta iyi olsun kötü olsun her şeyi yapabilecek güce sahiptir. Ne yazık ki büyüklerimiz ne kadar öğüt verse de çoğumuz yukarıda bahsettiğim her şeyi yaşayarak öğrenir...
1 Ağustos 2012 Çarşamba
Hepimiz bir şekilde başkalarını eleştirmişizdir. Büyük bir ihtimalle de hayatımız boyunca eleştirmeye devam edeceğiz... Peki ya biz ne kadar doğru hareketler sergiliyoruz. Bunu pek düşünmüyoruz galiba. Üniversite
hayatım boyunca hayata dair öğrendiğim en önemli şey şu: Çok akıllı, çalışkan, zeki ya da dürüst olmanız size
maddi olarak bir şey kazandırmıyor. Kazanmanız için, tabiri caizse ağzınızın iyi laf yapması yeterli...
Çevremizde gördüğümüz herkesin etik, ahlak üzerine mükemmel nutuklar atacak kadar bilgi ve kelime
dağarcığına sahip olduğunu görüyoruz. Ama bu etik üzerine muhteşem nutuklar atabilecek kişilerin
davranışlarına bakıyorsunuz ve gördüğünüz şey çelişkiden başka bir şey değil.
Çok okumuş, çok gezmiş hatta başkalarından daha fazla yaşamış olmak bile insanlara ahlaki konularda
yapabilme, bunları hiç görmeme (ya da görmezden gelme) yetisi kazandırabiliyor. Sonra da gidip başka
kişileri, başka yaşam tarzlarını ve yaşadığımız düzeni eleştiriyoruz.
Biz bir bozuk düzende yaşıyorsak o düzeni bozan da bizleriz. İnsanları eleştirmek, kendimizi masalların diyarı kaf dağında görmekten önce yapmamız gereken çok önemli bir şey var: ruhumuzu düzeltmek. Ruhumuzu düzeltebilirsek eğer çevremizdeki eleştirdiğimiz kişilerde yaşadığımız bozuk düzende iyiye gidebilir.
2 Temmuz 2012 Pazartesi
İKİ ŞEY....
İki Şey;
İki şey 'Kalitesiz insan'ın özelliğidir :
1- Şikayetcilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı 'Nitelikli insan' yapar :
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
İki şey 'Ekstra Değer' katar :
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır :
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar :
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır :
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır :
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller :
1- Aşırılık (mubalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir :
1- Tebessüm
2- Sukut (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
İki şey geri alınmaz:
1- Gecen zaman
2- Söylenen söz
İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
İki şey 'Kalitesiz insan'ın özelliğidir :
1- Şikayetcilik
2- Dedikodu
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek
İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
İki şey insanı 'Nitelikli insan' yapar :
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
İki şey 'Ekstra Değer' katar :
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
İki şey geri bırakır :
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İki şey kaşif yapar :
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
İki şey başarının sırrıdır :
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
İki şey milyonlarca insandan ayırır :
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
İki şey gelişmeyi engeller :
1- Aşırılık (mubalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak
İki şey çözüm getirir :
1- Tebessüm
2- Sukut (susmak)
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
İki şey geri alınmaz:
1- Gecen zaman
2- Söylenen söz
İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Bunları Biliyor muydunuz?
Somurtan insanların, daima, tebessüm eden insanlara nispeten,
yüzlerinin daha ...erken ve daha fazla kırıştığını,
• Simaların iç dünyamızın aynası olduğunu,• Somurtmanın yorgunluk ifadesi değil de aldatmaca olduğunu,
• Somurttuğumuzda 18, gülümsediğimizde ise sadece 3 kasımızı kullandığımızı,
• Simaların iç dünyamızın aynası olduğunu,• Somurtmanın yorgunluk ifadesi değil de aldatmaca olduğunu,
• Somurttuğumuzda 18, gülümsediğimizde ise sadece 3 kasımızı kullandığımızı,
Kaydol:
Yorumlar (Atom)